<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gezi Sitesi, Tatil, Tarihi Güzellikler, Gezilecek Mekanlar, Oteller, Tatil Mekanları, Tanıtım, Oteller &#187; Genel</title>
	<atom:link href="http://www.gezelimmi.com/category/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.gezelimmi.com</link>
	<description>Anadolu&#039;da Buluşmak Dileğiyle...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Sep 2011 13:43:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Avşa Adası:</title>
		<link>http://www.gezelimmi.com/2009/11/15/avsa-adasi/</link>
		<comments>http://www.gezelimmi.com/2009/11/15/avsa-adasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Nov 2009 13:12:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ada]]></category>
		<category><![CDATA[avşa]]></category>
		<category><![CDATA[avşa adası]]></category>
		<category><![CDATA[kapıdağ]]></category>
		<category><![CDATA[marmara]]></category>
		<category><![CDATA[Türkeli]]></category>
		<category><![CDATA[yarımada]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gezelimmi.com/?p=393</guid>
		<description><![CDATA[Denizi, Kumu bir de Şarapları ile ünlü Avşa Adası: Marmara Denizi ortasında Kapıdağ Yarımadası&#8217;nın uzantısında oluşmuş adalar grubundan biri. Bir ismi Avşa, diğer ismi Türkeli, halk arasında ise Şarap Adası olarak ünlenmiş. İstanbul&#8217;a çok yakın olmasına rağmen İstanbul&#8217;dan çok farklı. Marmara&#8217;dan Çanakkale Boğazı&#8217;na kucak açmış. Ege havası var . Deniz suyu lezzetiyle Ege gibi tam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.aavsa.com/wp-content/uploads/2008/07/avsa_adasi_resimleri26.jpg" alt="http://www.aavsa.com/wp-content/uploads/2008/07/avsa_adasi_resimleri26.jpg" width="541" height="406" /></p>
<p>Denizi,  Kumu bir de Şarapları ile ünlü Avşa Adası:<br />
Marmara  Denizi ortasında Kapıdağ Yarımadası&#8217;nın uzantısında oluşmuş adalar grubundan biri.  Bir ismi Avşa, diğer ismi Türkeli, halk arasında ise Şarap Adası olarak ünlenmiş.  İstanbul&#8217;a çok yakın olmasına rağmen İstanbul&#8217;dan çok farklı. Marmara&#8217;dan Çanakkale  Boğazı&#8217;na kucak açmış. Ege havası var . Deniz suyu lezzetiyle Ege gibi tam karşınızda  Kara Biga, arkanızda Tekirdağ, yanınızda Marmara Adası, elini uzatsanız Ekinlik,  Koyun, Paşa Limanı, biraz ilerde Erdek. <span id="more-393"></span></p>
<p>Ege,  Akdeniz&#8217;in kıyılarının keşfedilmediği, yollarının olmadığı yıllarda, İstanbulluların  bir numaralı tatil merkezi olan Erdek ve Avşa inanılmaz ölçüde rağbet görür, Avşa&#8217;da  tatil dilden dile dolaşır, anlatıla anlatıla bitmezdi. Avşa&#8217;ya bir gelen ne yapar  yapar &#8220;yedi kez daha gelir, kumu çeker&#8221; denirdi. Deniz suyu öylesine net, dip  öylesine berraktı ki yolcu motorları iskeleye yanaşırken 10-15 yaşındaki ada çocukları  1 lirayı 50 kuruşu denize at dibi bulmadan çıkaralım diye teklifte bulunurdu. Avşa&#8217;ya gelen ziyaretçilerin  denize attığı nikel paraları çıplak gözle 8-10 metrede yakalar su yüzüne çıkarırlardı.  Size de bu küçük bahşiş karşılığı seyir zevki yaşatırlardı. Hemen hemen her köşede  açık şaraplar satılır Avşa şarabını içen gençler geceleyin kumsalda yaktıkları  ateşle sabaha dek şarkı söyler, kumsalda dans edip neşelerini bulurlardı. Bu anlattıklarım  60&#8242;lı yıllardaydı. Şimdi ise 2000&#8242;li yılların Avşa&#8217;sındayız. İnternet&#8217;ten deniz  otobüsü seferlerine bakıyoruz, bir telefon yerler hazır. Hareket saatine 15 dakika  kala 09:45&#8242;te Bostancı&#8217;dan gelen deniz otobüsüne 10:15&#8242;te Yenikapı&#8217;dan biniyor,  air condition salonun serin havası içinde hareketle 12:45&#8242;te Marmara Adası&#8217;na  uğrayarak 13:15&#8242;te Avşa&#8217;nın yeni yapılan ve Marmara&#8217;nın sayılı iskelelerinden  biri olan 260 kazıklı 4600 metrekarelik platforma yanaşıyoruz.</p>
<p>Yazlığa tatile gidenler malum. Her gün 3-4 kıyafet değiştirme zevkine sahip olduklarından mı bilinmez, evden eve taşınır  gibi koca koca valizlerle geldikleri için deniz otobüsünün valiz bölümü önünde  az da olsa bir kargaşa yaşanıyor. Valizini kapan Avşa Belediyesi&#8217;nin tahsis ettiği plakalı 3 tekerlekli, şu bizim  bildiğimiz seyyar satıcılarının kullandığı çek çek arabalarına binerek çıkışa  doğru harekete geçiyorlar. Çıkış yakınlarını karşılamak isteyenlerle huni misali  daraltılsa da kucaklaşmalar, hasretle hararetli ayaküstü sohbetleri kaçınılmaz  oluyor. Gelen yolculara pansiyon görevlileri de boş odaları olduğunu, fiyatları,  şartları ayaküstü fısıldıyorlar. Avşa iskelesi, bilet satış, çeşitli büfeler,  turizm information, jandarma noktasını geçip Atatürk Heykeli&#8217;nin sağına ve soluna  uzanan plajlar geri planda yer alan yazlık ve pansiyonlarla kıyı boyunca uzanırken  arada kalan daracık sokaklar hediyelik eşya tezgahlarının iyice daralttığı kaldırımsız  geçitler arasında ilerliyorsunuz. İskele çıkışında belediye binasına doğru direk  yürüyenleri gölgelikli durakta bekleyen taksiler karşılıyor. Yaz mevsimi boyunca  trafiğe kapatılan sahil yolu kullanamayan araçlar çarpık yerleşim nedeniyle labirent  misali arka yollardan yol alıyorlar. Avşa merkezinde, sahil kesiminde üstü açık  yiyecek satan dükkanlar, cafeler, hediyelik eşya tezgahları, lokmacılar ve plaj  iğne atsanız yere düşmeyecek türden. Kumsal  ise neredeyse görünmüyor. Genelde nüfus genç. Aile ve özellikle hanım oranı dikkat  çekiyor. Belediye bahçesinde Osmanlı mezar taşları, Bizans kalıntıları, lahit  parçaları, Rumlar&#8217;dan kalma amforalar, granit taş örnekler görülebiliyor. Belediye  Başkanı odasında antik şarap küpleri, amfora, mezar stelleri korunarak teşhir  ediliyor. Sahilde yer alan düzgün parklar içinde geçtiğimiz yıllarda yapılmış  etkinlikler arasında granit taşların  biçimlendirilmesi yarışmasıyla kazanılmış &#8220;uyuyan kız&#8221; heykeli, ortopedik oturma  grupları, çeşitli granit heykeller gözü okşuyor. Alışverişte büyük farklılıklar  yaşanıyor. Örneğin bir pet şişe suyu her dükkandan başka fiyata alabiliyorsunuz.  Avşa esnafında samimi, sıcak, güleryüz gibi özelliklere rastlanmıyor. 6 Milyon&#8217;dan  başlayıp 25 Milyon&#8217;a kadar çıkan pansiyonlar için alabildiğine pazarlık yapılıyor.  Adanın gelişmekte olan faaliyetlerin başında ise marina inşaatı geliyor. Kapıdağ  Yarımadası&#8217;nın övgüye değer koyları bir keşfedilebilse, Avşa Marina&#8217;da tekne bağlayacak  yerin bulunmaz olacağına kesin gözle bakılıyor. Adanın kuzeybatı tarafında yoğun  ağustos böceği sesi, kah martı sürüleri, kah suya paralel gruplar halinde uçan  karabatak sürülerine tanık oluyorsunuz. Rüzgar hep var. Nem oranı ya çok düşük  ya hiç yok. Kıyılarda denizin dalganın oyununa gelmiş, biçimlenmiş, granit anıt  kayalar yer alıyor. Bazılarının üstünde portakal renkli uzun sürede oluşan bir  tür yosuna rastlanıyor. Az da olsa ağaçlık bölümler, deniz ortasında fenerler,  ada siluetleri panoramayı tamamlıyor. Adanın kuzeybatı ucundan ayrılıyor, bu defa  tam aksi yöne diğer sahile Avşa merkezi haricindeki tek yerleşim köyü olan (Araplar)  Yiğitler&#8217;e uzanıyoruz. Güzergah üzerinde adanın tek akaryakıt istasyonu BP&#8217;nin  önünden geçerek gidilen Yiğitler&#8217;de  korunaklı bir plaj olan Altınkum&#8217;u ilgi görüyor. Koca bir çınar, üzüm bağları,  birkaç kır lokantası, sahil boyunca uzanıyor. Köy içinde balık ağlarını onaran  balıkçılar, sahilin uzak ucunda kıyı dolgu çalışması liman inşaatı, birkaç tekne  çoğu yerde olduğu gibi yılda 1-2 ay kullanılabilen ve ev sahiplerini bekleyen  yazlıklar yer alıyor. Adanın en dikkat çeken yeri şüphesiz ki Adakarası üzümlerinin  hayat bulduğu Avşa şarabının ünlü olmasında pay sahibi olan &#8220;Bortaçina&#8221; şarap  fabrikası oluyor. Rumlar&#8217;dan kalma devasa boyuttaki antik meşe fıçılar hazineyi  saklarcasına mahzende yer alıyor. Mistik hava, fantastik koku, ahududu renkli  şaraplar arasında nefes alırken bile kendinizden geçip büyüleniyorsunuz. Tüm fıçılardan  tatmak, küçük yudumlar alıp ağzınızın içinde dolaştırmak, kadehin iç çeperinde  şarabın bıraktığı bacaklara, tadındaki buklelere tanık olmak istiyorsunuz. Bortaçina  şarapçılık ailesi yarattıkları eserin mağrurluğunu yaşarcasına ağırbaşlı vakur  davranıp az konuşuyorlar. Fabrika yanına Avşa&#8217;nın en güzel, en özellikli restoran  ve şarap evini kazandırmış olmanın mutluluğunu hissettiriyorlar. 8-10 basamakla  çıkılan şarap evinde uzun süre deniz dibinde kaldığı yüzünden belli kocaman bir  çıpa göze çarpıyor. Tuğla duvarlı salonda şaraplar, fıçılar, masalar, arkada şarap  imalathanesi, şişeleme üniteleri bulunuyor. İsterseniz fabrikadan alışverişte  yapabiliyorsunuz. Şarap evinde kahvaltı, öğlen veya akşam yemeği balık, ızgara  çeşitleri, balık çorbası ve tabi şarap çeşitleri bulunuyor. Alakart dışında 2  mönü var. Birinde hamsi omlet (veya hamsi tava)+salata+şarap 3 milyon. Soğutmalı  fıçılardan litre litre açık beyaz şarap doldurup götürmek isterseniz litresine  3 milyon daha ödüyorsunuz. Et mönüde ise kasap köfte veya piliç şiş, pilav+patates+salata+şarap  3 milyon.<br />
Adres:  Avşa Adası Yiğitler Köyü Yat limanı</p>
<p><strong>Beyaz  Saray Koyu</strong><br />
Şimdi de adanın bir başka koyuna gidiyoruz. Adı Beyaz Saray  Koyu. Baştan beri anlattığım kalabalığa, kargaşaya, dükkanlara burada hiç mi hiç  rastlanmıyor. Özel bir koya kurulmuş iki katlı restoranlı bar ve bahçeli Avşa&#8217;nın  en büyük, en geniş alanına sahip Beyaz Saray Oteli bu koyda yer alıyor. Sadece  otel müşterilerinin kullandığı kum plajlı koyda, Kara Biga Çanakkale yönünden  gelip, denizde filtre edilmişçesine ılık esen rüzgar bir yandan terletmeden, bunaltmadan,  açıkçası çaktırmadan cildinizi bronzlaştırırken diğer yandan taşıdığı yüksek oksijen  ile enerjik olmanızı sağlıyor. En kötüsü de iştah açıyor, sürekli bir şeyler yiyip  içme hissi uyandırıyor. Vücuda yapışmayan granit kayası kumu bacak ağrılarını  alıyor. Vücudunuzda elektrik, stres hiçbir şey bırakmıyor. Kumsaldaki yürüyüşünüz  sonrası, her şeye boş veren dertsiz, nötr biri olup çıkıyorsunuz. Kum yürüyüşünüz  kondisyon kazandırıyor. Adale ve mide kaslarınızı güçlendiriyor. Eğer varsa sarkan  göbek kaslarınız geriliyor dimdik oluyorsunuz. Hasır şemsiyeler, ortopedik plastik  şezlonglara veya kuma yatıyorsunuz. Çığlık çığlığa ağustos böcekleri geri planda  çalan Tom Jones parçalarına vokal yaparken sabah sesleriyle uyandığınız kumsalı  yalayan dalgalar sürekli denize girmeniz için adeta size davetiye çıkarıyorlar.  Bahçede oturma üniteleri gruplar halinde ağaçlar altına yerleştirilmiş, içinde  puf yastıklar bulunan hamaklar, ağaçtan ağaca gerilmiş beşik gibi uyumanız için  hazırlanmış. Çimlerde çıplak ayakla dolaşabiliyor isterseniz iskelede güneşlenebiliyorsunuz.  Gözlerden uzak huzur ve sakinlik arayanların gözdesi olan Beyaz Saray&#8217;da kalkan  özel servis Avşa&#8217;ya gitmek isteyenleri 10 dakikada iskeleye götürüyor. Sırf iş  olsun diye gelen gemiyi karşılamaya gidip Avşa&#8217;ya kimler gelmiş, kimler gidiyor  diye bakabilirsiniz.  Yada gazete vs. gibi siparişlerinizi gitmeden verebilirsiniz. Akşama doğru gün  boyunca bikinileri ile dolaşıp bronzlaşan hanımlar bu defa bikiniden biraz daha  büyük elbiseleri ile sahile yürüyüşe çıkıyorlar. Güneş bile bu saatlerde batmak  istemezcesine ufuk hattına yaklaşırken bir müddet asılı kalıyor ve çevreyi, gri  ve kızıla boyuyor. Başka yerde rastlanmayan böylesi bir durum Avşalılar&#8217;ca şölen  gibi izleniyor. Gece yaklaşıp gökyüzü yeterince lacivertleşince Beyaz Saray otel  bahçesinde renkli spotlar, ağaçlara sarılmış tüp lambalardan çıkan renkli ışıklar,  adeta dans ederek koyda kaybolan güneşin renklerine misilleme yapıyorlar. Hele  mehtap varsa, yakamoz farklı oluyor, takılıp kalıyorsunuz. Ağustos böcekleri susuyor,  ütülenmiş gibi dümdüz görünen denizin kokusuna Avşa şaraplarının ve rakının kokuları  karışıyor. Ayak altında dolaşan kedi, kolunuzu yüzünüzü ısıran sivrisinek olmadığı  için gecenin ilerleyen saatlerine kadar huzur içinde oturabiliyorsunuz.</p>
<p><strong>Coğrafi durum</strong><br />
Marmara&#8217;nın yüzey suları genellikle az tuzlu olup ortalama  binde 22 tuz oranındadır. 15-20 metrelik bir katmana sahip yüzey suları sıcaklığı  24 derece civarında seyrederken Ege&#8217;ye doğru yüzey, Karadeniz&#8217;e doğru dip akıntısı  bulunur. Marmara Denizi&#8217;ni güneybatısında üç büyük ada olan Marmara, Avşa, Paşa  Limanı ve dokuz küçük Ekinlik, Koyun, Mamali, Hasır, Pala, Fener, Asmalı, Paşa  Limanı koyunda iki adacık görülür. Avşa 20,62 km2 yüzölçümü ile çevresinde 33  km.lik yol bulunuyor. Adayı çevreleyen koylar arasında kuzeyde Değirmen, Mavikoy,  Kambur Tarla, Çiftlik, Aleko,  Küllü Yalı, Yiğitler, güneyde Aksa, Manastır, Beyaz Saray, Çınar, Kum Burnu, Altınkum,  koy ve plajları yer alıyor. Arazi yapısı bakımından Ayit, granit, grays, kristalin,  sist ve mermer egemen olup granit ve grano diyotrit anakayasından oluşan kumlu  topraklar görülür. İstanbul&#8217;a 65 mil uzaklıkta yer alan Avşa, dördüncü zamanın  sonunda denizin yükselmesiyle diğer adalar gibi Kapıdağ Yarımadası&#8217;ndan ayrılmış.  En soğuk ayı Ocak&#8217;ta, en sıcak günleri Temmuz&#8217;da, en çok yağmuru Aralık ayında  görüyor.</p>
<p><strong>Tarihçesi</strong><br />
Kizikoslu Diogenes, Propontis Marmara Adaları&#8217;ndan  bahsederken OFİOUSA ile FİSİA&#8217;yı  birbirinden ayırıyor. Pilinius bu adaya OPHİUSSA diyar diyor. Bizans tarihinde  adanın ismi AFOUSİA olarak geçiyor. Toprak durumu yüzünden hiçbir zaman zengin  olamamış ve bağımsız idareye kavuşamamış olan bu ada, tarihi akışına göre çevresinde  hakim olan kuvvetlerin egemenliğine girmiştir. Ada Hıristiyan din adamları için  sürgün yeri olarak kullanılmış. Ve GEDEON&#8217;un iddiasına göre ortaçağda boş kalmış.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gezelimmi.com/2009/11/15/avsa-adasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye</title>
		<link>http://www.gezelimmi.com/2009/10/12/turkiye/</link>
		<comments>http://www.gezelimmi.com/2009/10/12/turkiye/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2009 14:46:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[gezelim]]></category>
		<category><![CDATA[gezelim görelim]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gezi rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[tanıtım]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[tatil mekanları]]></category>
		<category><![CDATA[tatil yerleri]]></category>
		<category><![CDATA[tüm şehirler]]></category>
		<category><![CDATA[turistik yerler]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gezelimmi.com/?p=1</guid>
		<description><![CDATA[Tarih, kültür ve olağanüstü doğal güzelliklerin içiçe yaşandığı Türkiye, bu özelliklerini günümüze kadar devam ettirebilmiş dünyanın ender turizm cennetlerinden biridir. Dört mevsimin tüm özelliklerinin her zaman yaşanabildiği yöreleri, yeşil ormanları, kayak sporuna elverişli karlı dağları, temiz denizleri, kumsalları, kaplıcaları, konuksever insan dokusu ve dünyanın üç ünlü mutfağından birine sahip olması bakımından da ayrıcalıklı bir ülkedir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" src="http://www.gezijurnal.com/wp-content/uploads/2009/10/turkeytourism.jpg" alt="" width="481" height="327" /></p>
<p>Tarih, kültür ve olağanüstü doğal güzelliklerin içiçe yaşandığı Türkiye, bu özelliklerini günümüze kadar devam ettirebilmiş dünyanın ender turizm cennetlerinden biridir. Dört mevsimin tüm özelliklerinin her zaman yaşanabildiği yöreleri, yeşil ormanları, kayak sporuna elverişli karlı dağları, temiz denizleri, kumsalları, kaplıcaları, konuksever insan dokusu ve dünyanın üç ünlü mutfağından birine sahip olması bakımından da ayrıcalıklı bir ülkedir.<span id="more-1"></span></p>
<p>Ülkenin özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde, yaz turizmi oldukça ileri seviyededir. Karadeniz kıyılarında sınırlı ölçüde yaz turizmi, yüksek yerlerde ise yayla turizmi gelişmiştir. Bu bölgelerde yeterli altyapı hizmetleriyle birlikte modern turizm tesisleri oluşturulmuştur. Yaz turizminin en yoğun olduğu tatil beldeleri arasında Antalya, Alanya, Marmaris, Kuşadası, Bodrum, Fethiye ve Kaş gibi merkezler bulunmaktadır. Ülkenin yüksek yerlerinde ise yayla turizmi her geçen gün önemini artırmaktadır. Yayla turizminin en fazla geliştiği yöreler arasında Trabzon, Giresun, Rize, Ilgaz, Bolu ve Abant yer almaktadır.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="Türkiye" src="http://img42.imageshack.us/img42/8020/turkeyde.jpg" alt="" width="575" height="261" /></p>
<p>Ülkeyi ziyaret eden turist sayısı ve turizm gelirlerinde sağlanan sürekli artışlar, sektörde istikrarlı bir gelişmenin olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Dört mevsimin birarada yaşandığı Türkiye, dünyanın ender turizm cennetlerinden biridir.<br />
Birarada yaşatılan bu farklılıkların zenginliği, Türkiye&#8217;nin her köşesine doğal, kültürel, sanatsal, estetik ve folklorik çeşitlilik olarak yansımaktadır. Bu gizemli ve baş döndürücü karmaşa, bu çok sesli ve çok renkli kültür bir karşıtlık değil, bir kucaklaşma kültürüdür.</p>
<p>Turizmin çeşitlendirilmesi kapsamında ayrıca yat, golf, termal ve sağlık, kış ve dağ sporları, yayla, mağara, doğa yürüyüşü (treking), akarsu sporları (rafting), sportif olta balıkçılığı ve avcılık, kuş gözlemciliği gibi pek çok turizm alanına ilişkin projelerle de etkin faaliyetlerde bulunulmaktadır.</p>
<p>Türk Mutfağı. Gastronomi uzmanlarına göre dünyanın en zengin mutfakları; Türk, Fransız ve Çin mutfaklarıdır. Yiyecek ve içecek maddesi kaynaklarının bolluğu ve çeşitliliği, ülke turizminin ayrılmaz bir parçası olarak görülen Türk mutfağının zenginliğinin başlıca sebeplerinden biridir. Aynı zamanda tarih boyunca çok çeşitli milletlerle içiçe yaşamış, yiyecek ve içecek kültürü alışverişinde bulunmuş olması da ülke mutfağını zenginleştiren bir başka etkendir. Türkiye&#8217;nin çeşitli yörelerinde yüzlerce çeşit yemek yapılmakta, tüm bölgelerde ve illerde beslenme kültürü ile yemek çeşidi ve pişirme teknikleri de büyük farklılıklar göstermektedir. Her yörenin kendine özgü tanınmış kebaplarının yanı sıra, hamur işleri ve sulu yemekleri de çok yaygındır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gezelimmi.com/2009/10/12/turkiye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

